Meyvelerin En Tatlı Hali: Reçel

Covid-19 ile başlayan yaz mevsimi nedeniyle hepimizin tatil planlarında zorunlu değişiklikler oldu, kalabalık oteller ve çokça tercih edilen tatil beldeleri birçoğumuzun tatil planlarından çıktı. Normalleşme sürecinin başlaması ile kalabalıktan uzak, sakin ve denize kıyısı olan bir otel arayışına girdiğimizde İzmir’in Gümüldür beldesinde bulunan oteller bu kriterlerin hepsini karşılamaktaydı. Bölgedeki birçok otel bu yılın yaz sezonunda açık değil ve açık olan oteller ise yarım kapasite ile çalışmakta bu sayede sokaklardaki insan sayısı da sizi rahatsız edecek kadar fazla değil.

İnternetteki yorumların doğrultusunda gitmeye karar verdiğimiz; Gümüldür ’de bulunan ve reçellerini tamamen kendilerinin yetiştirdiği meyvelerden hazırlayan Asmira Royal Beach Hotel bizim için bu yazın vazgeçilmez oteli oldu. Temmuz ayında yaptığımız tatilde yediğimiz reçelleri çok beğenmiştik, hiçbiri şekerle boğulmamış ve meyveler tatlarını kaybetmemişti. Ağustos ayında tatil için tekrar gittiğimizde aynı güzellikte bir kahvaltı ile karşılaşınca otelden fotoğraflarını çekmek ve reçelleri ile ilgili bir yazı yazmak için izin istedim. Eğer bir gün sizin de yolunuz Gümüldür ’e düşerse reçellerinden satın alıp deneyebilirsiniz.

Yaz ortasında bir kış esintisi: Mandalina Reçeli

Gümüldür demişken mandalina demeden geçemeyiz. Satsuma mandalinaları ile ünlü beldemizde mandalinanın üç farklı reçelini denemek mümkün. Daha önce portakal reçelini denediyseniz kokularının tamamen aynı olduğunu söyleyebilirim, iki reçelde de turunçgillerin kendine özgü keskin kokusunu almak mümkün.

Mandalina reçeli diğer reçellere kıyasla ağızda tamamen şekerli bir tat bırakmak yerine biraz daha boğazınızı yakan acı-tatlı bir his bırakıyor. Reçellerde daha tatlı meyveleri tercih ediyorsanız mandalina reçelini ilk denediğinizde alışık olduğunuz tadı bulamadığınız için beğenmeyebilirsiniz. Ama kesinlikle ikinci bir şansı hak ettiğini söyleyebilirim. Diğer reçeller gibi şerbetli bir tatlı yemiş hissini vermediği ve tuzlu tatları bastırmadığı için kahvaltıyı sonlandırırken tüketmek yerine kahvaltının her anında rahatlıkla tüketebilirsiniz.

Ege Bölgesinin en tatlısı: İncir Reçeli

Yaş incir reçeli, deneme fırsatım olduğunda her zaman bayılarak tercih ettiğim bir reçellerden biriydi. Otelde ise hem yaş incir hem kuru incir reçeli olduğunu öğrendiğimde ise hemen ikisini de denedim. Kuru incir reçeli, kuru meyveler yaş meyvelerden daha şekerli olduğu için diğer reçellere göre daha şekerli olmasına rağmen benim yemeyi en çok sevdiğim reçellerden biri oldu. Kahvaltıda yemek için yaptığımız tuzlu hamur işleriyle harika bir denge oluşturduğunu söyleyebilirim.

İncirin en çok yetiştiği yere, Aydın’a, en yakın şehirlerden birinde yaşamanın en güzel yanı ise ağustos ayı geldiğinde pazardan incirleri tek tek seçerek alabilmek. İncir, bizim için bütün bir yıl içinde satın alınırken ve toplanırken en nazik davrandığımız meyvelerden biridir. Toplanırken nazik davranılması belki normal, peki ya satın alırken bile neden bu kadar nazik davranıyoruz? İncir yapısı gereği kendini dış etmenlerden çok fazla koruyabilen veya darbelerin etkisini azaltabilecek sertliğe sahip bir meyve değil bu nedenle eğer ağustos ayında Aydın’ a yakın şehirlerarası yollardan geçerseniz yol kenarlarında kasayla incir satan birçok çiftçiyi görebilirsiniz. İnciri bu şekilde, özenle hiçbiri birbirinin üstüne binmemiş şekilde, satın alabilir veya pazarlarda elinizle nazikçe seçerek küçük bir kutuya yerleştirebilirsiniz. Pazarcılar alacağınız miktar bir kutuya sığmıyorsa hemen ikinci bir kutuyu size vereceklerdir.

Sanırım incirlerin ezilmesi biz Egelilerin en çok korktuğu şey.

Sıfır atık anlayışına en çok uyan: Karpuz Kabuğu Reçeli

Yazın çevremdekileri en çok şaşırtan şey karpuz yemediğim ve karpuzu sevmediğimdir fakat karpuz kabuğu reçeline bayılırım. Sönmüş kireçle yapılan bu reçeli ailemdeki kimse evde yapmayı tercih etmediği için tatilde bayılarak yediğim reçellerden biri oldu.

Karpuz kabuğunu yumuşatarak yenilebilecek kıvama getirirken kıtırlığını kaybetmesini önleyen bu teknik sayesinde kıtır kıtır bir reçel yeme zevkine sahip oluyoruz.

“Sıfır atık” mottosu ülkemizde daha yeni yeni yaygınlaşmasına rağmen büyüklerimizin israfın karşısında olduğunu, en iyi anladığımız çözümlerden birinin bu reçel olduğunu düşünüyorum.

Yazın en çok tüketilen meyvelerden biri olan karpuzun kabuklarını kullanarak reçel yapma fikri, en az reçelin kendisi kadar muhteşem.

Yaz mevsiminin habercisi: Ayva Reçeli

Ayva reçeli, kışın severek tükettiğimiz ayvayı yazın da masalarımızdan eksik etmemenin en kolay yolu. Ayvanın mayhoş tadını reçelde de hissetmek mümkün. Tatlı-ekşi tatları sevenlerin favori reçelleri arasına gireceğine eminim. Rengi ise kahvaltı masalarında pembe-kırmızı çiçekler açmış gibi görünmesini sağlıyor desem yanlış olmaz.

Ve hepimizin aklına o herkesin bildiği şarkı sözünü getirmesi de cabası.

Ayva çiçek açmış, yaz mı gelecek?

Baldan tatlı: Balkabağı Reçeli

Sönmüş kireçle yapılan bir başka reçel ise balkabağı reçeli. Daha önce kireçle yapılan kabak tatlısını tatmışsanız ona çok benzediğini söyleyebilirim. Sert bir yapıda olmasıyla diğer reçeller gibi ağızda erimek yerine hoş bir kıtırlığa sahip. Benim favori reçellerimden olduğu için hemen bir kavanoz kapıp kendisini evdeki kahvaltılarımın da baş tacı yaptım. Kahvaltı dışında tatlı olarak bile tüketebileceğiniz bu reçeli denemenizi öneriyorum.

Yaz yavaş yavaş biterken kış hazırlıklarını yapmaya başladığımız bu günlerde siz hangi reçelleri yapmaya başladınız?

Yeni yazılarda görüşmek üzere sağlıkla kalın!

Ceren Başaloğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: İçerikler Korumalıdır