Sokak Lezzetleri

Ekin Karataş – Lezzeti Yakala

Nedendir bilmem sokak deyince gözümde canlanır Koray Avcı, kulağım çınlar onun şiirleriyle. Belki Ankara ayazında, Karanfil Sokak’ta kulakların pasını silişi ile, belki sokaktan çıkan bir hoş ses oluşu ile…

“Sokak Lezzetleri” var yazmak istediğim; kestanesi, simidi, kokoreci, balık ekmeği…

Herkese Merhabalar. Bu benim Tadımlık dergisindeki ilk yazım. Sizler için kaleme aldığım bu dizeler umarım her birinize ulaşır ve her birinizin ruhunda aydınlık bir yer edinir. Her yeni sayımızda sizlerle bu sayfalarda görüşmek dileğiyle.

Küçükken her dışarı çıktığımızda sokaktan bir şeyler istermişim annemden; sevmezmişim lokantaları, dükkanları. Yapışırmışım bir simitçinin arabasına veyahut bir midyecinin koluna. Benden mutlusu yokmuş amma velakin annem pek hoşlanmazmış bu huyumdan. “Temiz değil evladım.” dermiş. “Gel bir dükkana girelim.” 21 yaşıma basacağım hala öyleyim ya! Hala yolda halka tatlısı görürsem alırım hala bir akşam tavuklu nohutlu pilavdan daha lezzetli bir yemek yoktur benim için. Bir de naçizane bir manzaram varsa! İşte o zaman hem midem hem gözlerim şenlenir.

Bekir Yeşiltaş – Lezzeti Yakala

Azaldı sokak lezzetleri. Üzülüyorum buna. Sokak insanları diyorum ben onlara. Sokağı en iyi bilen, nabzını tutan, insanlarını tanıyan, ekmeğini bulunduğu sokaktan çıkaran iyi insanlar. Artık Ege’de bir midyeci göremiyorum iki cadde arasında. Simitçinin sesini duyamıyorum penceremin aralığından. Bu belki bir sitem yazısı, zira kendi içimde savaşını veriyorum uzun zamandır. Zaman geçiyor, gelişiyor her yer, yeni dükkanlar, yeni alışkanlıklar. İyi midir, kötü müdür bilinmez. Yitip giden değerler somut olunca farkedilmez, lakin şimdi baksam sokakta azalan bir iki simitçi, bir elma şekercinin yokluğunu hissetmem. Hissettiğim şey, hissettiklerimiz, ne olur biliyor musunuz? Samimiyet, huzur, sıcaklık, iyi niyet, güler yüz. “Güler yüz mü?” dediğinizi duyar gibiyim. Güler yüz ya. Hasret kalmadık mı onun sıcaklığına?

Elma şekeri için ağlardık, şimdilerde hambur­ger yiyeceğim diye ağlar oldu küçükler. Bir mısır arabasının başında dakikalarca karar veremezdik, közde mi alsam haşlanmış mı diye! Bugünlerde gittiğimiz popüler(!) me­kanlarda hangi yemeği Instagram’a atsam diye kararsızlık yaşıyoruz. Sevgimiz de de­ğişti, aradığımız da, ihtiyacımız da ve hatta kararsızlıklarımız da. Yapmamız gereken şey basit aslında, düşünmek. Uyum mu sağlıyo­ruz etrafa? Daha da önemlisi memnun mu­yuz bu durumdan? Macuncu Ali Amca da, Mısırcı Ahmet Abi de, Pilavcı Şükrü Dayı da, elma şekeri satan torunu namaza gittiği için onun yerine bakan teyze de bizden biri.

Temizliğine, güvenilirliğine, lezzetine, müzi­ğine inanıyorsak yitip gitmesine izin verme­yelim bu değerlerin.

Dikkatinizi çekmek, fark ettirmek istedim, hele ki şu son günlerde sevdiğimiz, yüzümü­zü tatlı bir tebessümle aydınlatan şeyleri ha­tırlamaya çokça ihtiyacımız var.

İpek Özkan – Lezzeti Yakala

Ve sen: Belki evindeki kırmızı ekoseli koltu­ğunda okudun bu yazımı, belki kütüphane de ödevini yaparken rast geldi, ilgini çekti. Belki de denize karşı bir bankta oturuyorsun. İşte sen! Evet evet, bankta oturan. Etrafına bak. Ve eğer sokak insanlarını görürsen, bir şans ver onlara. Aramızdan tamamen yok olup git­memeleri için…

Sevgilerimle…
Leyla Günbay
leylagunbay872@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: İçerikler Korumalıdır